Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
sol 1 reklam
sol 2 reklam
sag 1 reklam
sag 2 reklam

Ne X Ne Y: Siz 1977-1983 Arası Doğduysanız Aslında “Xennial”sınız — Ve Bu Çok Özel Bir Şey

Kuşak tartışmalarında hep arada kalmış, ne X’e ne Y’ye tam uymamış bir grup var: 1977-1983 doğumlular. Sosyologlar bu insanlar için özel bir isim koydu: Xennial. Çünkü onlar tarihin en ilginç teknolojik dönüşümünü tam ortasında yaşayan tek kuşak.

Kuşak tartışmalarında hep arada kalmış, ne X'e ne Y'ye tam

Şöyle bir soru sorun kendinize: Kaset çaların kablosunu yutup bitiren bir bantı, kaleme sarıp sabırla geri sardınız mı? Ve aynı insan olarak bugün Spotify’da tek dokunuşla müzik mi dinliyorsunuz?

Eğer cevabınız “evet” ise tebrikler — siz bir Xennial’sınız. Ve bu, sandığınızdan çok daha özel bir kimlik.

İki Kuşak Arasına Sıkışanlar

Sosyal bilimciler onlarca yıldır insanları kuşaklara göre sınıflandırıyor. X Kuşağı (kabaca 1965-1980 doğumlular), Y Kuşağı yani Millennials (1981-1996 doğumlular)… Ancak bu büyük tabloda hep “arafta” kalan bir grup vardı.

Melbourne Üniversitesi sosyoloji profesörü Dan Woodman bu kuşağı tanımlarken şunu söylüyor: “Tam çocukluktan çıkacağımız dönemde teknoloji devrimi gerçekleşti.” 1977-1983 yılları arasında doğanlar X jenerasyonu ile milenyum çocukları arasında, analog ve dijital arasında köprü oluşturan bir mikro nesil. Milliyet

Bu mikro kuşağın adı: Xennial. İngilizce’de “Ex-en-ee-als” olarak telaffuz edilen bu kelime, Gen X ile Millennial’ların birleşiminden türüyor. Gen Unison Türkçe’de ise “Zenyıl” karşılığı önerilse de “Xennial” daha yaygın kullanılıyor.

Çocukluğu Analog, Yetişkinliği Dijital

Xennial’ları diğer tüm kuşaklardan ayıran tek bir cümle var: Onlar, dünyanın nasıl analog çalıştığını bildiler. Sonra dijitale geçtiler. Ve ikisini de tam anlamıyla yaşadılar.

Düşünün bir kere:

Çocuklukları boyunca ansiklopedi sayfalarını çevirip bilgi aradılar. Okul ödevi için kütüphaneye gittiler. Ansiklopedi Britannica’nın kapağını açtılar. Ardından Google’ı keşfettiler. Ve şimdi yapay zekâya soru soruyorlar.

Sevdikleri birine mektup yazdılar, zarfı yaladılar, posta kutusuna attılar ve cevabı günlerce beklediler. Sonra SMS attılar. Ardından WhatsApp’tan konum paylaştılar.

Çocukken filmleri VHS kasetlerden izlediler, müziklerini Walkman’la dinlediler. Gençliklerinde CD çalar geldi. Üniversite yıllarında ilk iPod’lar çıktı. Ve cep telefonuyla tanışan ilk kuşak oldular — ama bunu çocukken değil, büyürken yaşadılar. Gen Unison

ADSL bağlantısının o meşhur “cızırtı” sesini ilk duyanlar onlardı. Bilgisayara disketi takan ellerin sahipleri onlardı. ICQ’da “ASL PLS” yazanlar, mIRC odalarında “a/s/l” diye soran renkli nicknameler onlardı. Arkadaşlarla buluşmak için sabit telefonla arayıp “Saat 3’te köşede” demek zorunda kalanlar onlardı. Çünkü başka çare yoktu.

Profesör Woodman bu durumu çarpıcı bir şekilde özetliyor: “Sosyal medya paylaşımları ve cep telefonları hakkında endişe duymadan geçirilmiş bir çocukluk, gençlik ve ergenlik dönemi yaşadılar. Arkadaşlarıyla hafta sonları buluşmak için sabit telefonu kullanıp yer ve saat belirlemeleri gerekiyordu.” 97.5 The Fanatic

Neden Bu Kadar Özel?

“Tamam ama bu sadece teknoloji değişimi değil mi?” diye sorabilirsiniz. Değil. Çok daha derin bir şey.

Xennial’ların çocukluklarının büyük bölümü kayıt altında değil. Fotoğrafları sınırlı, sosyal medyaları yok, dijital izleri az. Anılar belleklerde yaşıyor, piksellerde değil. Ama yetişkinlikleri tamamen dijitale dönüştü. Bu, dünyanın nasıl değiştiğini, bilgiye ulaşmanın nasıl zordan kolaya geçtiğini, iletişimin nasıl dönüştüğünü birebir hisseden tek kuşak olduklarını gösteriyor.

1977 öncesi doğanlar bu teknolojik dönüşümü yaşadı elbette. Ama büyük çoğunluğu dijital araçları hiçbir zaman tam anlamıyla benimseyemedi. Y Kuşağı ise internetin ve akıllı telefonun olmadığı bir dünyayı neredeyse hiç hatırlamıyor. Xennial’lar ise her ikisini de hem bilen hem yaşayan tek grubu oluşturuyor.

Türkiye’deki Xennial’lar: Bir Dönemin Tanıkları

Bu tabloyu Türkiye özelinde düşündüğünüzde daha da anlam kazanıyor. 1977-1983 doğumlu bir Türk, çocukken TRT’nin tek kanal olduğunu, akşam yayınlarını heyecanla beklediğini hatırlıyor. Özel kanalların açılmasını, MTV Türkiye’yi, ilk bilgisayarların evlere girişini, GSM hatlarının yaygınlaşmasını, ardından internetin hayata girmesini hepsi birebir yaşadı.

Bu kuşak; kupona bilet keserek uçak bileti aldı, sonra online check-in yaptı. Matbaa makbuzlu fatura ödedi, sonra internet bankacılığını kullandı. Gazete ilanından iş aradı, sonra LinkedIn’e profil yükledi.

Şimdi Ne Yapıyorlar?

Bugün 42-48 yaşları arasında olan Xennial’lar, iş dünyasının en deneyimli ve adaptasyona en açık kesimini oluşturuyor. Hem geleneksel iletişim yöntemlerini hem de en güncel dijital araçları kullanabiliyorlar. ChatGPT’yi kurcalayanlar, yapay zekâyı merak edenler, yeni teknolojilere “bu da ne?” diye değil “bunu nasıl kullanırım?” diye bakanlar büyük ölçüde bu kuşaktan çıkıyor.

Çünkü onlar her zaman dönüşümü bizzat yaşadılar. Korkmak yerine öğrendiler. Geride kalmak yerine adapte oldular.

X de değiller, Y de. Ama ikisinin en iyi yanlarını taşıyan, tarihin en hızlı teknolojik dönüşümüne tam ön sıradan tanıklık etmiş bir mikro kuşak onlar.

Kasetlere kalem sokanlar. Disketi takıp “loading…” ekranını bekleyenler. Sonra tek tuşla Spotify açanlar.

Onlar Xennial.