Gün içinde bir arkadaşınızla kahve içerken tamamen rastgele bir kamplı çadırından ya da yeni çıkan bir ayakkabı markasından bahsettiğinizi hayal edin. Telefonunuza elinizi bile sürmediniz. Ancak yarım saat sonra sosyal medyada gezinirken tam da konuştuğunuz o markanın sponsorlu gönderisiyle karşılaşıyorsunuz. Bu ürkütücü anı hemen hemen herkes en az bir kez yaşadı. Peki, telefonlarımız gerçekten bizi 7/24 gizlice dinliyor mu?
Teknoloji devleri bu iddiayı ısrarla reddederek mikrofonların izinsiz dinleme yapmadığını savunuyor. Ancak işin gerçeği en az gizli dinleme kadar karmaşık ve şaşırtıcı: Yapay zeka ve tahmin algoritmaları. Algoritmalar; bulunduğunuz konum verilerini, arkadaş çevrenizin arama geçmişini, günün hangi saatinde nerelerde vakit geçirdiğinizi ve kredi kartı eğilimlerinizi birleştirerek bir sonraki adımda ne konuşabileceğinizi ya da neye ihtiyaç duyabileceğinizi inanılmaz bir isabetle tahmin edebiliyor.
Yani telefonunuz sizi dinlemese bile, devasa veri havuzu sayesinde ne düşüneceğinizi sizden önce biliyor. “Dinleniyoruz” hissi veren bu dijital gözetim ağı, kişisel verilerimizin ve dijital ayak izlerimizin ne kadar detaylı haritalandırıldığının en somut kanıtı.

